25 Mayıs 2013 Cumartesi

ARAFTAKİ KAPLUMBAĞA


şarkımız bu olsun.....
Çok vurdum duymaz oldum bugünlerde..
Ne ödevlerimi okulu takip ediyorum
Ne iğnelerimi gününde vuruluyorum ne de başka bişey..
Düşünmüyorum hissetmiyorum eger düşünsem yok olcam biliyorum
Dağıldım toplanamıyorum
Mevzu tek degil, konu tek değil..
En çok onu özlüyorum en kıskandığım adam o
Mesafeler beni yakıyor artık,hasta oldugunu görmek
Nasılsın bile diyememek...Seni çok özlüyorum baba..

Araftayım,aralardayım
Kime yakınım? Kime uzagım bilmiyorum..
Dengelerin arasında terazinin tam ortasında dengeyi bozmamak ugruna bir sağa bir sola koşarken buluyorum kendimi..
En yakınım dediğim bir sevgili uğruna, öyle kırdı ki yüreğimi..
Abartıyormusum, aslında herşey şakaymış bir ben ciddi almışım,anlamışım,ümitlenmişim..
1yıl boyunca anlatılan bir hikayeye tıkadım kulaklarımı..
En son pes ettim ve sordum 'gercekten mi?'
Tabiki dediler ciddi bu konu şaka yok..ve aylar gecti konusmadan,
Ne zaman güvendim işte orda yenildim..beni ikna etmeye çalışanlar beni yalanlar oldu..
Sonuç mu uzatmak yersizdi,kırıldım en içimden,en derinden..
Gururmla duygularımla inancımla oynamak bu kadar kolay mıydı?
Nede peki arada bir sevgili var çünkü, gönül meselesi var..
Adil olmak vicdanlı olmak, arkadaş ve sevgili arasındaki dengeyi korumak zormus
Şimdi cekildim mutlu olsun sevgilisiyle..ben mi?
Ben herşeyi abartan, dönem dönem içime dönen bir kaplumbayım..

İçimde mutluyum ben dokunmayın evime, mahremime..
İkna etmeyin, şaka yapmayın, anlamıyormusum şakalardan.. ama unutmuyorum sözlerinizi bilin..

Gidesim var en uzaklara.. Ankara acı veriyor artık..23 yılda Ankaranın her köşesinde öyle anılarım oldu ki..
Her bir yol ayrımı kaldırım,bahce, okul, adını bilmediğim bir ağacın kokusu..
Başka şehirde bulur mu beni?
Hatırlatır mı yine kırgınlıklarımı..
Çok fena bir hafızam var, acayip takıntılarım
Üzgün oldugumda giydiğim bir bluz bana hatırlatır o günü şunu giymiştin giyme onu diye..
İşte öyle kaçasım var..yeni güzel anılar edinesim var..
Başka şehir, başka insanlar, başka kaldırımlar ve yine adını bilmediğim bir ağacın kokusunu duyasım var..
Mümkün müdür? bilmiyorum.. Hayır mıdır? mechul.. dualara sığındım..

BEN ÜNİVERSİTE OKUYORUM!

*Okulda bangır bangır bahar şenlikleri için akort yapılırken, ben buharlaşma kıvamında derslikte cümleler satırlar o mal edebi cümelelri nasıl akla yatar diye toplamaya calısırken ben üniversite okuyorum

*Bahar şenliklerine gitmiyorum,bir oğlan sırtında şarkı söylemiyorum ama ben üniversite okuyorum

*Geliş saatim belli cıkış saatim belli, ders bitince okulda kalmam, ders yoksa okula gitmem arkadaş :)

*Lise bebelerinin bile 19,5 gün devamsızlık hakkı varken ben bir dersten 5. devamsızlığı yaparsam kalırım! gözümün yaşına bakılmaz neden?üniversite okuyorum!

*Amfi yok! derslik var! sıcak var temmuza kadar okul var! ha bu arada akort zımbırtıları var, arka planda gülşen,murat çalınırken edebi incelemeler yapmak var. 

*Filmledeki gibi değil nerde öyle cool yakışıklı hocalar! hepsi göbekli bikere :) artı eksi verip sözlü oluyorum, üniversitede okuyorum dememe hacet var mı?

*Gencim daha 23 yaşındayım ve mezuniyete adım adım yaklaşırken bilinmemezlik, değişen atamalar, durumlar, okuldaki hocaların dahi girip 82 gibi bir not aldıgı sınavda sen ne halt edeceksin diye kübünyemi karamsarlığa sürüklüyor, gencim karamsarım ve üniversite okuyorum..

*Sen okuyorsun sana yanaşamazlar zaten okuldan vardır sevgilin!dann! kuzen nişanında duydugum enstantaneler! Sevgilim yok ve ben bir üniversite öğrencisiyim bilog inanabiliyor musun? bunu okuyan kesin sen şişko ve gözlüklüsün ondan yoktur demiştir ama yok evet gözlerim bozuk lens kullanıyorum ama şişko değilim :) acıklayın bunu ateyistler :DD

*Toplulugum var benim, ama işime gelen işlerde başroldeyim, gezi mezi parti işbirliğini sevmiyorum 

öyle yada böyle okuyorum okulda 4.yılım 3.sınıfım! hazırlık okudum tembellikten kalmadım yanlış anlaşılmasın :)) az kaldı son 1 yılım dememe 1 ay kaldı..

yukarıdaki yazılanların tamamı ne hayıflanma ne de enaniyet ürünüdür! her maddenin niyeti farklı, ne yapabilyorum diye kibirleniyorum ne de ben yapmıyorum diye hayıflanyorum.. meali bende kalsın ;)  


6 Mayıs 2013 Pazartesi

Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer-MiŞ!!!

Sınavlarım bitti cuma günü, hayırlısıyla sonuclar güzel gelir işşallah! nasıl çalıştığımı nefes almadan durdurak bilmeden çalıştığım hallerimi paylaşmıştım sizinle.. :) ee, o kadar çalıştım biraz gezerim tozarım bizim kuzenlerin düğün kına düğün bilimum törenleri için bişeyler bakarım dedim ama evden çıkasım gelmedi ev kuşu oldum buara :) evimden odamdan ayrılasım yok! 2 gündür evden hiç çıkmadım ve yarın akşama kadar dersim var  şimdi okula nasıl gitmesem acaba diye hesaplar yapıyorum ama ahh şu devamsızlık elimi kolumu bağlıyor.. gidilecek mecbur..sınavlardan dolayı gecen hafta iğne olmadım! o nedenle de dısarı çıkmam gerek.





neyse işte böyle bolca miskin hallerin çöktüğü sıcak bir haftasonunda yeni kitabıma başladım! bu 
kitabı netten arastırdım ve birkaç blogda görmüştüm fakat cok da dikkatimi çekmemişti. bir gün yine bunaldıgım bir akşam epeydir kişisel gelişim okumadığımı farkettim ve nette araştırmalarım sonucu kitap listeme eklendi.
çok akıcı, güzel giden bir kitap.. ''şunu yap, bunu yap, hayat sana oo ooo lal lala lala,heidi kıvamındaaa.. :) '' gibi sinir bozucu kuru cümleleriyle dayatmaları yok! romandaki bir kahramanın üzerinden anlatılması, bana; hani bir derdimiz oldugunda,açıkca ben şunu şunu yaptım diyemeyiz de, onun yerine bir arkadaşımın şöyle derdi var deriz ya, işte o uslübun rahatlığını veriyor.. empati yapmamı saglayarak ve ben de böyle oldugum zamanlar oldu dedigim yerler cok! uygulanan yöntemi aslında bizde deneyebiliriz.. kitapta kahramana verilen görevleri biz de yapabiliriz ve o zaman bu kişisel gelişim kitapları işe yarar! yani fiile dökmek şart! kuru kuru okumakla olmuyor..
daha çok var bakalım neler olacak sonunda..
ama sevdim  :)

 okudum okudum... sonra biraz sıkıldım twittera baktım, epeydir girmiyordum ,çok az kişi var zaten.. reelden arkadaslarım  ne face, ne twitter kullanıyorlar, harbiden reel insanlar yani! :D Blog desen onu bilen bile yok.. bloglarımız pek sakin buralar! anlaşılan havalrın ısınmasıyla herkes kendini kırlara bayırlara attı :)) hmm bi instagram var, yeni fenomen! kaçak blogerların yeri :d  instagrama baktım wooww!!! orası harbiden canlı!  :) sesi çıkmayan blogerlarımızı buldum döktürmüşler ama ne olur burayı da boşlamayın, özlüyorummm sizi..


"Sorsan ikimizde maviydik..Fakat birimiz deniz, birimiz gökyüzü..."

3 Mayıs 2013 Cuma

DERS ÇALIŞMA HALLERİ..

ölsem haberiniz olmaz, günlerdir yokum nerelerde bu kız diyen yok! ee tabi instagram zımbırtısı çıktı bloglara ugranılmaz oldu tabi.. sizi gibi zengin blogcular sizi! :) 
benim gibi fakir ama vefakar gençler vize haftasında dahi yazmaktan geri durmuyor!o da yetmiyor bütün pasaklılığıyla odasından 'vizelere çalışmaya çalışan 23 yaşında bir genç kızın dramı' isimli fotolarımı paylaşıyorum! yalnız dedim ya fakirim diye,
 bu görüntüler malesef fotoğraf makinesinden değil, telefonumdan :) 


o notlar vicdan rahatlatmak için değil çalışılmak için ayrıldı özenler yatağa serildi! sonra baktım bu iş çok uzun ayırırken de uykum geldi haliyle.. ölümlü dünya dedim, finali var, bütü var dedim uyudum! 
aferin banaa iki üç gün sonra bol zırlamalı yazılarım gelir artık :) b12 iğnelerim ve dualarım tek destegim! :)) süzgec gibi oldum olmaya devam ediyorum dedim ya bari o b12ler denildiği gibi hatırlamaya yarasa! :D 
( ben anlamadım bu kız ne iğnesi diyor derseniz önceki yazılara dönün bayım!) notları görünce bakacagız b12lerin maharetini..



her sınav dönemi markete girer sevdiğim atışmalıklardan bir torba alırım, okudugum cümlelerle lokmalarımla adeta yarış içinde olur :) ee bu da kafa su yakmıyor ne de olsa..
nuttzler harika yeni kesfettim! gec kalmısım, fıstık sevmeyen ben o soslu fıstıklarına bayıldım :)
şıpsevdi küçükken okuyup okuyup nasıl mutlu olurdum o karikatürlerine ve aşk bazen'le başlayan sözlerine..
şu an ki hayallerim temelini o sakızın kağıtları oluşturuyordur belki de... kimbilir..

2 haftadır sınavlarım var ve yarın Sonnnn!
Fakat bu kız cok çalışamadı onun sözü bunu nişanı, uzaktan gelen hala ve kuzenlerle olmadı çalışamadım kocaman kocaman dualar bekliyorum! üniversite okuyorum sözlü olup +,- alıyorum! sonra sözlü sınav oluyorum sahi ben fakülteydim değil mi? yoksa ağzında şıpsevdi olan 7 yaşındaki ilkollu mu? 
kafam karıştı! ben kaçar! Allah yardımcım olsun.. 

sınav olmadıgım aksine sınav yaptığım  o güzel günler gelecek!!!


28 Nisan 2013 Pazar

KALABALIKLAR İÇİNDE..

Ailenin kızları bir bir gelin olmaya hazırlanırken arka plandakilerin telaşı koşuşturması tam bir eziyet bence..
Yıllardır beklenen bir vuslat bir kavuşum bu.. fakat bir teşekkürü bile çok görenler var, sınav dönemimde bunların oldugunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Sevgili bulan, evlenen, nişanlanan biri her nekadar sizi ona değişmem dese de kimse kimseyi kandırmasın! En yakın dostumla aylardır bir başbaşa oturamadım sinemaya gidemedim :/ neden? koca kafalı sevgilisinden vakit kalmıyor çünkü!Artık herşeyi ,önceliği yar'i oluyor ve siz sadece onca misafire koşturmak ve hatta surat asılıp, koşturmak zorunda kalıyorsunuz nerde oldugunuz ya da orada bişey kaçırdıgınız kimsenin umrunda degil.. Çok kalabalık ve herşeyi fazlasıyla abartıp ,devasa kalabalıklarla bu işleri yapan bir ailede olmamdan dolayı böyledir, belki de..Böyle  bir ailede doğdum ama alışamadım blog!!!70kişiyle kız isteme ve 80 kişiyle söz olmaz! ol-ma-ma-lı! Üstelik evde, yemekli!! Aman aman evlere şenlik bir alemin içindeyim..

 evet kalabalıkları sevmiyorum! Sırf o ne giymiş, bu giymiş, onu nerde almış, damat yakışlı mı (bunu orta yaşlı hanımların konuşması da ayrı bir konu tabi, erkekde mühim olan ahlak güzelliği ama atlanıyor bu nokta malesef..) muhabbetlerinin döndüğü kalabalıklar için kalmış ve buna alışamamış bir allahın kuluyum ben..
Evet giyinmeyi, süslenmeyi her kız gibi fıtratım gereği çok severim ben de.. Sınava girerken duamı ettiğim sırada el kremimi süren, uyumadan önce kendimi  lipsticklere ve bodymistlere boğan bir kızım ben ama o acayip abiyemsi iğrenc kıyafetleri giymem, sevmiyorum! flash tvdeki o avam kadınların tesettürlü şekli olmak istemiyorum.. hele ki o düğünlerde oynamak.. kadınlar arasında olmuş olsa bile hoş değil tarzım değil sevmiyorum sevemiyorum!
Allahım çok mu zor takıntılı bir kızım ben? Oynamadan olmaz mı?peki o kadar kalabalık olmadan? sonra zarif sade bir elbise ama cici bir kaç detay yetmez mi? bir eyeliner yetmez mi yani? o mavi farlar geniş sürülmüş allık..:/ kınamıyorum sadece tarzım degil..

Ya Rab,senden huzur isterken sakin,zarif ve naif bir ömür istemeyi unuttum ben..

12 Nisan 2013 Cuma

BU DA BÖYLE BİR HİKAYE..

Anlatmak istediğim öyle cok sey var ki.. şu 2 haftada ömrümden benden canımdan neler değişitridi neler aldı götürdü neler kattı bana bir bilseniz.. Bir anda tepetaklak olabiyormus insan, bir anda ummadıgın bir dünyanın kapısını arayabiliyormus..
Ben 5 yıldır hastane yüzü görmedim deyip, hastanelerden cıkmak bilmiyormus.. altı üstü bir kan aldıracakken bayılıp, kafasını fena carpıp hastanede gözetim altında olabiyormus, vitamin+ alerji için günde tam 3 iğne olmak üzere 5 günde 15 iğne vurulmuş totonun üstünde yaşamak onunla namaza eğilmenin zorlugunu yaşayabiliyormussun..
Bir sıkımlık canım varmıs, toparlanamadım günlerdir.. İğneler bagısıklık sistemimi baskılayan etkisi var, malum hepinizin rahatlıkla yediği çikolata ve kola vb seylere acayip tepkiler veren bünyemi zapteden o yakıcı iğneler şimdi beni diğer rahatsızlıklara da acık hale getirdi.. Tam iğnelerim bitti dedim bu sefer agır grip geldi buldu beni.. Sabah aksam acilde iğne olmak için gördüğüm sırada beklediğim insan manzaraları bile bana yetti cok sey öğrenmeme..

Güzel haber demiştim ya blog.. Güzel haber falan yokmuş, olmamış, yaşanmamış bile.. Ben şuncacık ömrümde yaşamadım görmedim böyle bişey.. benim bir benzerim, tıpatıpım karşımda, zikri, fikri, insanlığı bir anlatabilsem onca seyi..en tuhafı da namaz anında, kuran okurken akla gelen bir kul olmak bunu ondan duymak cok tuhaf tesiri oldu bende.. kulların sevmiyor beni Rabbim ama biliyorum ki sen ve senin dostların seviyor..İşte bu noktada elim kolum kitleniyor benim.. Ya Rab!Yardım et bırakma ellerimi sabır ver gönlüme..

Bambaşka bir dünyanın kapısını araladım, işittiğim güzel ezgilerden biri de buydu.. işte o şarkı

İYİYİM!

iyi’ demek adettendir ya !
‘İyiyim’ dedim…
Değilim.
Anlatılması zor bir duygu içimde ki.
Her harf
Her kelime
Ve her cümle, olduğundan ya çok basit ya da daha karmaşık bir hale getiriyor dilime getiremediklerimi.
Birgün konuşmayı unutmak, sadece susmak istiyorum
Birgün susmayı unutmak, olur olmaz konuşmak istiyorum.
‘Kime, neye konuşursan konuş’ diyorum…
Yeter ki susma!
Hiçbir söz yetmiyor, beni ‘bana’ anlatmama…
Dinleyemiyorum kendimi, acımadan içim…
Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça…
Bir anlık değil, boğulduğum bilinmezlik.
Acısı çıkıyor sustuklarımın.
Oysa ben iyiyim görünürde !
Anlamını içime çeke çeke mutluluğa erişemiyorum…
Ya hep ben fazla geldim ya da hep bir şeyler eksik kaldı…
Şimdi iyi olan ne varsa, üzerine çizgi çekemediğim kırgınlıklar sarıyor dört yanını.
Ve ben,
İyi olmanın eşiğinde, korkulara kapılıyorum anlamadığım bir biçimde…
Sebebim yok.
Belki de çok…
Biliyorum;
Ben bile kendimi anlayamıyorken anlaşılmayı beklemek, hayalden de öte .
Ben kendimi,
Görmüyorum
Duymuyorum
Ve bilmiyorum…
Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça…

(alıntı)